Aksaray Haberleri

Türkçe Konuşana Para Ödeyen Tek Ülke

Bence Anadolu’da yaşayan ve kendisine Türk diyen her ferdin fırsat bulur bulmaz ata topraklarına ziyaret yapmasını tavsiye ederim.
Orta Asya’da kalan soydaşlarımız bizlere “gidenler” diyor, “sizler bu diyarı terk edenlersiniz”; biz de onlara “sizler gelemeyenlersiniz” diyormuşuz, Özbekistan’da öğrendim.
“Özbek” ne demek? “Öz Türk olan, benim” demekmiş.
Hani güzel bir söz var ya: Gitmek mi daha kolay, kalmak mı diye…
Sanırım kalmak daha zor olsa gerek.
Ata diyarı Özbekistan’da kalan soydaşlarımız çok çekmişler;
Moğolları, Çin’i, ardından SSCB’si derken…
2000 yıllık kadim tarihi 35 yıllık taze bir devlete sıkıştırılan;
Medeniyet, ilim, bilim, astroloji, anatomi, sanat ve mimarisiyle; dünya yerleşik devlet ve insan odaklı bir nizama ev sahipliği yapan Özbekistan,
Her dönem küllerinden yeniden doğarak dünya tarihine her alanda ders veren bir medeniyet başkenti olmuş.
Tarihi İpek Yolu, bereketli yer altı ve yer üstü zenginlikleriyle birçok yağmacının iştahını kabartan Özbekistan…
Tarihi boyunca yaşadığı istilalara, yıkımlara direnerek Orta Asya’nın yıldızı parlayan ülkesi olmayı başarmış.
Küresel Gazeteciler Konseyimizin Türkiye-Özbekistan Medya Buluşması programı kapsamında 5 gün boyunca ata yurdumuzda tarihe, kültüre, bilime ve maneviyata deyim yerindeyse kana kana doyduk.
Özlemle bizi bekleyen soydaşlarımız ile kucaklaşmak, aynı dili ve düşünceleri paylaşmak;
Hallerinin iyi, hatta daha iyi olduğunu görmek beni çok mutlu etti.
Taşkent’te üniversitede geleceğin Özbek gazetecileri ile buluşmak, mesleki açıdan çok verimli bir konferansta Özbek-Türk gazetecilerin ortak projeleriyle Orta Asya’dan dünyaya farklı bir açıdan bakmak…
27 ülke fethetmiş, tarihe yenilmez hakan olarak adını yazdıran Timur babanın kabrinde saygı ile eğilirken “Ah o kardeş kavgası hiç olmasaydı” diye düşünmek…
Bilimin başkenti Semerkant’ı, inancın merkezi Buhara’yı, Hanefi mezhebinin kurucusu İmam Maturudi’yi ziyaret etmek;
Babadan oğula 7 nesildir tarihi İpek Yolu’nun en eski ipek fabrikasında halılara dokunmak, Nakşibendi Hazretleri’ne Fatiha okumak; Harzem ve Hive’nin kalelerini dolaşmak, orada Nasrettin Hoca’ya rastlamak…
O muhteşem Özbek pilavına kaşık sallayıp kımızın tadına bakmak…
Unutmadan, Kızılkum Çölü’nde güneşin batışını seyretmek…
Ürgeç’te Kayıların Oğuzlarını yakından görmek…
Hive’nin binlerce yıla meydan okuyan o muhteşem medreselerini, hamamlarını, hanlarını görmek… İnanın anlatılmaz, yaşanır bir güzelliktir.
Özbekistan’ı bir şarkıyla anlat deseler:
Bu dörtlüğü yazarım, ya işte öyle…
“Her anın aklımda, her kıvrımınSanmasınlar asla seni benden ayrıSavrulur savrulur saçlarında hayatınSeni sorsunlar benden, bir tek ben anlarım.” Biliyor muydunuz?
Özbekistan hükümeti Türkçe konuşan Özbeklere ekstra ücret ödüyormuş.
Ata topraklarını yönetenler Özbekistan’da Türkçe kursların açılmasını desteklerken, bu kurslardan mezun olan ve Türkçe konuşan Özbek memurların maaşlarına %25-35 arasında fark ödüyorlarmış.
Halihazırda Türkiye’de de binlerce Özbek öğrencimiz ve Özbekistan’da çok başarılı Türk iş insanlarının olması, tarihi kardeşlik bağımızın ne kadar güçlü olduğunun en önemli göstergesi.
Allah’ım Orta Asya ve Kafkaslardaki soydaşlarımız ile birliğimizi daim eylesin.
Böylesi muhteşem bir organizasyon ile ülkemizden ve dünyanın birçok ülkesinden 40 gazeteciyi ata topraklarımız çatısı altında buluşturan Küresel Gazeteciler Konseyi Genel Başkanımız Mehmet Ali Dim ve emeği geçen tüm KGK yetkililerine sonsuz teşekkürler.
Yazacak çok şeyimiz vardı ama ellerim üşüdü derdi eskiler…
Ben her güzelliği gıdım gıdım paylaşanlardanım.
Kalın sağlıcakla.
Hepinizin kirpiklerinden öperim.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu