KUR’AN GERÇEKTE NEYİ MİRAS BIRAKIYOR?

Kur’an’ı anlamanın en güvenilir yöntemi, bir ayeti diğer ayetlerle açıklamaktır. Allah, kitabını ayrıntılı kıldığını (Hud 11:1), bilgi üzere açıkladığını (A’râf 7:52) ve en güzel açıklamayı kendisinin yaptığını (Furkan 25:33) bildirir. Bu nedenle Nisa 11, 12 ve 176. ayetleri yalnızca geleneksel kalıplarla değil, Kur’an’ın kullandığı kavramlarla birlikte okumak gerekir.
Birinci İlke: “Tereke” Geride Bırakılandır: Nisa 11 ve 12’de geçen “tereke”, kök anlamıyla geride bırakılan demektir. Bir insan öldüğünde geride sadece para bırakmaz.
Geride; * ailesini, * çocuklarını, * sorumluluklarını, * üretimini, * işini,* haklarını, * borçlarını,
* vasiyetini, * oluşturduğu düzeni de bırakır.
Bu yüzden ayetler, önce vasiyetin yerine getirilmesini ve borçların ödenmesini emreder. Çünkü miras yalnızca mal değil, aynı zamanda hak ve sorumlulukların devridir.
İkinci İlke: Kur’an’da Miras Çok Boyutludur: Kur’an’da miras yalnızca servet değildir.
İlim mirastır. Kitap mirastır. Yeryüzü mirastır. Cennet mirastır. Görev mirastır.
Demek ki miras kavramı, Allah’ın kitabında “devralınan her şeyi” kapsayan geniş bir anlam alanına sahiptir. Üçüncü İlke: Nisa Suresinin Konusu Bir Toplum Düzenidir
Nisa suresi; * aileyi, * yetimleri, * evliliği, * boşanmayı, * adaleti, * hakları, * sorumlulukları,
* toplumsal dengeyi anlatır.
Böyle bir surenin tam ortasında yalnızca matematiksel mal paylaşımından söz edildiğini düşünmek yerine, aile düzeninin nasıl devam edeceğini anlatıyor olabileceği de dikkate alınmalıdır.
Dördüncü İlke: Oranlar Değeri Değil, Düzeni Gösterir: Nisa 11’de insanlar arasında üstünlük kurulmaz. Hiçbir yerde: “Erkek kadından daha değerlidir.” denmez.
Ayetlerin dili, aile düzeninin sürdürülebilmesi için hak ve yükümlülüklerin nasıl düzenleneceğine işaret ediyor olabilir. Kur’an’ın amacı insanlara değer biçmek değil, adalet düzenini kurmaktır.
Beşinci İlke: Anne, Baba ve Kardeşler Aynı Sistemin Parçalarıdır: Nisa 11’de çocuklar… Nisa 12’de eşler… Nisa 176’da kardeşler… Anlatılır.
Bu sıralama rastgele değildir. Kur’an, geride bırakılan düzenin önce çekirdek aile, sonra eş, sonra geniş aile tarafından nasıl sürdürüleceğini açıklayan bütüncül bir yapı kuruyor olabilir.
Altıncı İlke: Nisa 176 Sonuç Ayetidir: 176. ayet yeni bir konu açmaz. 11 ve 12. ayetlerde anlatılan sistemi tamamlar. Çocuk bulunmadığında düzen nasıl devam edecektir?
Kardeşler hangi sorumluluğu devralacaktır? Bu nedenle 176. ayet, miras sisteminin son halkasını oluşturur. Yedinci İlke: Adalet Malı Bölüştürmekten Daha Büyüktür: Kur’an’ın hedefi yalnızca serveti bölüştürmek değildir. Asıl hedef; hakların korunması, ailenin devamı, yetimlerin korunması, üretimin sürmesi, borçların ödenmesi, vasiyetlerin yerine getirilmesi, toplumsal dengenin bozulmamasıdır.
İşte Nisa 11, 12 ve 176 bu büyük düzenin parçaları olarak okunabilir. Sonuç: Nisa 11, 12 ve 176. ayetler, yalnızca “kim ne kadar mal alacak?” sorusuna cevap veren teknik hükümler olarak değil; geride bırakılan bütün yapının nasıl sürdürüleceğini öğreten ayetler olarak da okunabilir.
“Tereke”, geride bırakılan düzeni ifade eder. “Miras”, devralınan sorumluluğu da kapsar. Oranlar, insanın değerini değil; düzen içindeki hak ve yükümlülükleri gösteriyor olabilir.
Bu bakış açısında Kur’an, serveti bölüştüren bir metin olmaktan öte; aileyi, üretimi, adaleti ve toplumsal sürekliliği koruyan ilahi bir sistem ortaya koymaktadır.
En doğrusunu Allah bilir. Kur’an’da hiçbir hüküm, Kur’an’ın adalet ilkesiyle çelişmez çelişki olmaz NİSA süresi 82.




