Aksaray Haberleri

800 Yıldır Ayakta; Sultanhanı Kervansarayı Turistlerin Odağında

Anadolu’nun ortasında, İpek Yolu’nun güzergâhında yer alan ve asırlardır aynı görüntüsüyle dimdik ayakta duran Sultanhanı Kervansarayı, 12. yüzyıldan bu yana kervanların soluk aldığı, tüccarların mallarını indirdiği o görkemli yapısıyla bugün de ziyaretçilerin ilgi odağı olmayı sürdürüyor. Restore edilen boş odaları aslına uygun şekilde yeniden hayat bulurken, her yıl binlerce yabancı turist bu tarihi mekânı keşfetmek için ziyaret ediyor.
Dünya Mirası Geçici Listesi’nde1229 yılında Selçuklu Sultanı I. Alaeddin Keykubad’ın emriyle mimar Muhammed bin Havlan el-Dımışki tarafından inşa edilen han, Konya ile Aksaray arasında, Aksaray’a 42, Konya’ya 110 kilometre mesafede yer alıyor. Yanındaki ilçeye de adını veren bu yapı, Anadolu Selçuklu kervansarayları arasında hem en büyük hem de günümüze en sağlam ulaşan örneklerden biri olarak öne çıkıyor. 2014’te UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’ne alınması ise uluslararası ilgiyi daha da artırdı.
Günümüzdeki Sosyal TesisGünümüzdeki sosyal tesis gibi kullanılan handa, avlunun tam ortasında yükselen dört sütunlu bir mescit, ambar, ahır ve depolar; doğu ve batıdaki odalar… Dükkânlar, hamam, yatma ve oturma odaları, avluya açık depo mekânları… Her detay, ticaretin ve yolculuğun ihtiyaçlarına göre tasarlanmış olup sağ tarafta avluya açık depo alanları da bulunmaktadır. Kervanların konaklaması ve ticaretin yapılması amacıyla inşa edilen han, işlevsel gereksinimlerin yanı sıra estetik güzelliği de ön planda tutmaktadır.
Bilim inanç ve hizmet üçlüsünün somut örneği: ” Şifahane “Kervansaraya uğrayan yolcuların hastalıkla karşılaştığında tedavi gördüğü, şifanın arandığı Şifahane de bulunmaktadır. Selçuklu geleneğinde kervansarayların sadece konaklama değil, aynı zamanda sağlık hizmeti de sunduğu şifahane; bitkisel ilaçlar, dinlenme alanları ve dönem eşyalarıyla donatılmıştır.
Dönemin ruhunu yansıtan mekânlarHanda bulunan odalara giren ziyaretçileri; kütüphane, hamam, aşhane ile oturma ve yatak odaları, adeta 13. yüzyıla götürüyor. Kütüphanede el yazması eserler ve ahşap raflar bulunurken, hamamda temizlik ve dinlenme kültürü karşımıza çıkmakta. Aşhanede dönemin mutfak düzeni ve lezzetleri hissedilirken; oturma ve yatak odaları ise kervan yolcularının yorgunluğunu attığı, dinlendiği zamanlardaki atmosferi yansıtıyor. Bu mekânlar bir arada, Selçuklu kervansaray yaşamını bütünüyle gözler önüne seriyor.
Halı dokuma atölyesi, sergi salonu ve kafeHanın içinde eski Selçuklu halılarından oluşan özel bir sergi salonu ile turistlere hizmet veren bir kafe de bulunmaktadır. Aynı alanda halı dokuyan kadınlar, geleneksel tezgâhlarda asırlık motifleri yeniden canlandırıyor. İsteyen ziyaretçiler de bizzat tezgâha oturup ilmek atabiliyor; böylece hem el sanatını deneyimleme hem de unutulmaz bir anı bırakma imkânı buluyor.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu